26 Aralık 2009 Cumartesi

Efsaneler #1


Rakiplerinin bile saygısını kazanan bir insan... Hakkı Yeten.
Ne mutlu Beşiktaşlıymış. Ne mutlu Beşiktaşlıyız.

Beşiktaş 2010 Takvimi

Resimleri büyütmek için üzerine tıklayınız...

Aşağıdaki linkten tek klasör olarak indirebilirsiniz.

http://rapidshare.com/files/326033174/BJK_Takvim_2010.rar.html







 

 

 

 

 

 

 

 

 

23 Aralık 2009 Çarşamba

Wallpaper

Resmi büyütmek için resmin üzerine tıklayınız...


İnadına Korcan



Daha önce başka bir yazıda yorum yapmıştım Korcan hakkında. Yazı için buradan. Sanırım nazarım değdi çocuğa. Gerçi ben Galatasaray karşılaşmasında Rüştü'nün yediği iki hatalı gole karşı, Korcan'ın yediği golleri tercih ederim. Rüştü kaç yılın deneyimiyle o hatalı golleri yemişti. Oysa Korcan daha 3 gün önce apar topar kaleye geçmek zorunda kaldı. Hem de takım bir sıfır gerideyken ve saha kaleciler için tuzaklarla doluyken.

Korcan eğer 3-5 maç daha sabredilse heyecanını atacaktır mutlaka ama ne yazık ki hem lige hem de kupaya ara verildi. Şimdi bu verilen arada rüştü iyileşir ve kaleyi devralır. Korcan'da bir ömür boyu bu bir buçuk maçlık performansıyla değerlendirilip yeteneksiz kaleci yaftasını yer. Eğer Mustafa hoca bundan sonra Korcan'da birkaç maç daha ısrar etmez ve hemen Rüştü'ye kaleyi teslim ederse yazık olur bu çocuğa. Benim tanıdığım Mustafa hoca da maalesef formayı Rüştü'ye verecektir.

22 Aralık 2009 Salı

Ölmeden Önce İnönü'ye Gidin



İngiliz Independent gazetesinin yazarı Ian Herbert, pazar günkü tam sayfalık yazısını Türk futboluna ayırırken Beşiktaşlı taraftarlara övgü yağdırdı. Herbert, "Beşiktaşlı taraftarlarla İnönü Stadı'nda maç izlemek, her futbolseverin ölmeden önce yapması gereken bir zorunluluk" ifadesini kullandı.

Beşiktaş İnönü Stadı ve siyah-beyazlı taraftarların müthiş coşkusu, İngilizler tarafından bir kez daha tescillendi.

Gazetenin futbol muhabiri Ian Herbert pazar günkü tam sayfalık köşe yazısını Türk taraftarlara ayırdı ve makalesinde İnönü Stadı'nın dünyadaki en iyi statlardan biri olduğunu yazdı ve "İnönü'de maç izlemek, her futbolseverin mutlaka ölmeden yapması gereken bir futbol zorunluluğudur" dedi.

Herbert, Şampiyonlar Ligi'nde 2007-08 sezonunda oynanan Beşiktaş-Liverpool maçından bahseden ve ''Kara Kartal''ın taraftarlarının ''dünyada en çok ses çıkaran'' taraftar grubu olduğunu savunarak (132 desibelle kırılan gürültü rekoru) bu muhteşem statta maç izlemeden ölen bir insanın, hiçbir zaman futboldan gerçek zevki alamayacağını belirtti.

Herbert, İstanbul'un Beşiktaş semtinde, birçok tarihi yapının arasında yer alan İnönü Stadı'yla ilgili, ''Futbol izlemek için harika bir yer. Dünyada iki kıtayı da gören tek stat'' yorumunu yaptı.

Avrupa'da maç izlerken bir yandan da Asya kıtasının görüneceği yer olan İnönü'de maç izlemenin bir futbol zorunluluğu olduğundan bahseden yazar, İnönü'deki F.Bahçe derbisinin beklenmesini de tavsiye etti.

Dünyanın gelmiş geçmiş en iyi futbolcuları arasında gösterilen Brezilyalı Pele'nin görüşlerine de makalesinde yer veren Herbert, ''Pele'nin de futbol izlemek için en güzel yer olarak nitelediği İnönü Stadı'ndaki tribünlerden Boğaz'ı görebiliyorsunuz'' ifadelerini kullandı. Herbert, Pele'yi İnönü'ye maç izlemeye de davet etti.

Herbert, makalesinin geri kalan kısmında futbol muhabirliğinin teknolojiyle beraber değişen yüzünden ve futbol muhabirliğinden bahsetti.

Kaynak: http://www.ajansspor.com/futbol/superlig/h/20091222/olmeden_once_inonuye_gidin.html

20 Aralık 2009 Pazar

Murat Aksu, Balçiçek Pamir'le Söz Sende Programı (Video)

Wallpaper

Resmi büyütmek için resmin üzerine tıklayınız...


19 Aralık 2009 Cumartesi

Korcan Çelikay




Bir kaleci için en zor saha zemininde genç bir kaleci olarak dün akşam oyuna girdi. Dünkü zemin Korcan'ın Beşiktaş kariyerini daha başlamadan bitirebilirdi. Neyse ki talihsiz bir olay olmadı. Yediği iki gol var evet ama karşı karşıya pozisyonda iyi yapılan bir vuruşu değil bir Korcan, on tane Korcan gelse çıkartamaz. (Ümit Aktan'a özendim lan. Sanki başka özenecek adam yokmuş gibi.) Yediği ikinci golde zaten sen rakibine bomboş şekilde rahat bir kafa vurduruyorsan, kalecinden o topa uzanmak için acilen 30 cm daha uzamasını bekleyemezsin. İnsan doğasına aykrı bir kere. İlkokulda boyunun kısalığından şikayetçi bir arkadaşı kollarından ve bacaklarından tutup çekiştirerek uzatma çalışmalarımız sonuç vermemişti. Bilimsel olarak ispatı da var yani.

Korcan oyuna girdikten hemen sonra top dışarı çıktı ve Korcan topu kale vuruşuyla oyuna soktu. Top bir müddet havada süzüldükten sonra oyun alanının içine düştü. İlerleyen dakikalardaki her kale vuruşu ve her degajı da oyun alanının içine düşünce Korcan benim gönlümü daha ilk maçından kazanmış oldu. Uzun zamandır topu oyun alanının içine atabilen bir kaleci görmediği için bu gözler ilk başta garipsedim durumu ama Cordoba'yı hala yüreğimde yaşattığım için alışmam fazla da uzun sürmedi.

Dilerim, Korcan uzun yıllar boyunca nice zaferler kazanacağı ve başarıyla taşıyacağı bir formayı ilk kez resmi olarak giymiştir ve giymeye de devam edecektir.

Yağmur Yağacak, Seller Akacak, Denizli'nin Şapkasından Tavşan Çıkacak


 
 
Mustafa Denizli yine şapkasını önüne koydu ve elini daldırdı içine. Amacı şapkadan tavşan çıkartmaktı ama eli bu sefer boş kaldı. Şapkayı yağmurun altında unutunca, ıslanan ve üşüyen tavşancık kaçmıştır tabi. Herkes senin benim gibi deli değil ki yağmurun altında stada kadar gidip maç izlesin.
 


Bursaspor maçı hakkında Mustafa Denizli ile ilgili zaten bir çok yerde bir çok şey yazıldı, çizildi. Ağır sahada Nihat ile oyuna başlaması, Ferrari'nin sakatlanmasından sonra daha verimli olabilecek bir İsmail varken normal bir zeminde bile faydası tartışılan bir Yusuf'u ağır zeminde sahaya sürmesi, hepsi konuşuldu. Bir de ben yazarsam tekrar etmiş olmaktan öteye gitmez olay ama şu konuyu ısrarla yazmak istiyorum.
Ben maç günü ofiste çalışırken bile sabahtan beri yağan yağmuru pencereden görüp "ulan bizim depodaki büyük poşetlerden alayım da akşam ıslanmayayım" diye önlem alabiliyorken. Mustafa Denizli ıslak zeminde daha faydalı olabilecek oyun anlayışını ve adamları seçip neden ıslak zemin için önlem alamıyor? Bu sorunun cevabını aslında maçtan sonra vermiş kendisi ve demiş ki, "Esame listesini vermemiz gerekiyordu, zemini gördükten sonra oyuncu değiştirmek için vaktimiz yoktu." Bunu söyleyen kişi, o yağmur altında stada kadar otobüsle giden birisi. Hadi diyelim otobüste yağmurun şiddetini anlamadın. Peki neden esame listesini vermeden önce çıkıp bir sahayı kontrol etmezsin? Bunu 3. ligde takım yöneten bir teknik direktör bile yaparken Mustafa Denizli'nin buna gerek duymaması nedendir? 
 
Yahut sadece bu maç için değil genel olarak ele alalım olayı. Mustafa Denizli'nin geçen seneki hırsı ve azmi neden bu sene yok? Neden sanki bu sene hiçbir şeyi umursamaz bir tavır içinde? Geçen sene en ince ayrıntıları bile düşünen bir teknik adam, eğer yağmurlu bir günde sahayı kontrol etmeye bile lüzum görmüyorsa o teknik adamla bir takım ne kadar başarılı olabilir? Sanırım bu kadar olabilir.

16 Aralık 2009 Çarşamba

TSL - 17. Hafta Beşiktaş - Bursaspor