16 Ocak 2010 Cumartesi

Tekel'inde Sesi Var.




Kasımpaşa maçında tribüne sokulmayıp açılması engellenen bir pankart vardı. Tekel işçilerine destek olmak amacıyla hazırlanmış olan bu pankartı tribünde açılırken görmek isterdi gönül ama ne yazık ki izin verilmedi. Bizde o zaman buradan paylaşırız.



Bu arada Tekel işçileri şu anda yağmur altında Ankara'da sokaklarda sabahlıyorlar. Ne için? Haklarını alabilmek için. Sonuna kadar da dayanmaya niyetliler. Bu işçiler sesini çıkartmadan, koyun olarak güdülmeye alışmış bir milletin ilk isyan çığlığıdır belki de. Bir toplumun mücadeleyi, isyanı öğrenmesinin miladıdır. Zafer direnenlerin olacaktır.


15 Ocak 2010 Cuma

Wallpaper

Resmi büyütmek için resmin üzerine tıklayınız...


14 Ocak 2010 Perşembe

Bir Orhan Yıldırım Haberi

Aşağıda bugün yayınlanan Orhan Yıldırım haberinin bir kısmı var. Güya Orhan efendi Necip ile konuşmuş. Necip oturmuş duygularını Orhan abisine anlatmış. Önce haberin bahsedeceğimiz kısmını okuyalım.

‘Ne olduğunu anlamadım’
“Gerçekten taraftarların benim ismimi söylediğini duyduğumda tüylerim diken diken oldu. Kulübede otururken çok heyecanlandım. Daha sonra Mustafa Hoca bana döndü ve ‘Isın’ dedi. Devre arasında oyuna girerken çok heyecanlıydım. Ayaklarım yere basmıyordu. İbrahim ağabey (Üzülmez) yanıma gelip, “Oğlum oyundasın. Göreyim seni” dedi. Beni rüyadan o uyandırdı. Sahada bulunduğum süre içerisinde elimden geleni yaptım ama mağlubiyeti engelleyemedim. İnönü’deki ilk maçım iyi sonuçlanmadığı için üzgünüm. Taraftarlarımız kötü havaya rağmen bizi desteklemek için gelmişlerdi. Onlardan özür dileriz...”

Şimdi güya Necip Orhan abisine demiş ki "Taraftarların benim ismimi söylediğini duyduğumda tüylerim diken diken oldu. Kulübede otururken çok heyecanlandım." Yalan. Peki neden? Çünkü taraftarlar Necip diye bağırırken Necip Kulübede oturmuyordu, yeni açık tarafındaki kalenin arkasında ısınıyordu.
Sonra devam etmiş Orhan Yıldırım sallamaya. "Daha sonra Mustafa Hoca bana döndü ve ‘Isın’ dedi." Yalan. Peki neden? Çünkü yukarıda da dediğim gibi necip zaten ısınıyordu ve Mustafa Denizli'nin gözü ilk yarı bitene kadar ne Necip ne de başka birini görüyordu.

Orhan Yıldırım'ın sallama haber yaptığını zaten bütün taraftar gibi bende biliyordum ama bu yazıdan sonra anladım ki Orhan Yıldırım maça bile gitmeden sallıyormuş. Hani sallarsın diyalogları ama olayları bir süzersin öyle sallarsın. Eh be Orhan'ım ne zaman akıllanacaksın bilmiyorum ki.

Oy'unu satanın...



Yazmayayım, yazmayayım dedim ama dayanamıyorum iki kelam edesim var.
Beşiktaş bu durumdayken bile kendi çıkarlarını düşünenlere ve genel kurulda buna göre hareket edeceklere Kasımpaşa maçında tribünden seslendiğimiz gibi bir de buradan seslenmek istiyorum.

"Oy'unu satanın, Anasını sikeyim"

9 Ocak 2010 Cumartesi

Ziraat Türkiye Kupası: Beşiktaş - Kasımpaşa


7 Ocak 2010 Perşembe

Wallpaper

Resmi büyütmek için resmin üzerine tıklayınız...




4 Ocak 2010 Pazartesi

Efsaneler #2



Beşiktaş'ın onursal, benim ebedi başkanım...

3 Ocak 2010 Pazar

2. Yarı Fikstürü - Wallpaper

Resmi büyütmek için resmin üzerine tıklayınız...


2 Ocak 2010 Cumartesi

En Golcü Can Erdem



Futbolda 2009-2010 sezonunda ilk bölümünün tamamlanmasının ardından, liglerinde gol krallığı yarışında zirvede yer alan futbolcular arasında, Beşiktaş A2 Takımı oyuncusu Can Erdem en yüksek gol ortalamasına sahip futbolcu oldu.

A2 Ligi'nde Marmara Grubu'nda yer alan Beşiktaş'ın grubunda 43 puanla lider olmasında büyük payı bulunan Can Erdem 13 maçta forma giyerek 17 gole imzasını atıp, 1.3 gol ortalaması tutturdu. A2 Ligi'nde Kartalspor'u 5-0 yendikleri mücadelede 4 gol birden atan Can, ligde Kocaelispor'a toplam 5, Kasımpaşa'ya 3, Boluspor ve Galatasaray'a 2'şer, İstanbul Büyükşehir Belediyespor'a da 1 gol attı. Gol ortalamasında Can'ın ardından TFF 3. Lig 4. kademe grubu takımı Bafra Belediyespor'dan Ahmet Küçüktalaslı, 1 gol ortalamasıyla ikinci sırada yer aldı. Ahmet, kademe grubu mücadelesinde forma giydiği 19 maçta 19 gol kaydetti.

Bafra Belediyesporlu futbolcu, 3. kademe grubu maçlarında toplamda Bulancakspor'a 5, Ünyespor ve Sürmenespor'a 3'er, Yimpaş Yozgatspor ve Arsinspor'a 2'şer, Gümüşhanespor, Pazarspor, Kastamonuspor ve Yalıspor'a 1'er gol attı.

MAKUKULA'NIN ORTALAMASI 0,92
Turkcell Süper Lig'de ilk yarının en golcü ismi, 13 golü bulunan Kayserisporlu Aziza Makukula 0,92 gol ortalaması tutturdu. Ligde 14 maça çıkan Kongo asıllı Portekizli futbolcu, ilk yarıyı 34 puanla 4. sırada tamamlayan takımının yükselişinde önemli bir paya sahip oldu. Ligde kendi kalesine attığı 2 de golü bulunan Makukula, Sivasspor, Diyarbakırspor ve Bursaspor'a karşı 2'şer, Galatarasaray, Denizlispor, Beşiktaş, Eskişehirspor, Ankaragücü, Trabzonspor ve İstanbul Büyükşehir Belediyespor'a da 1'er gol attı.
Makukula, Galatasaray ve Antalyaspor maçlarında kendi kalesine gol attı.

Kaynak: http://www.ligtv.com.tr/Default.aspx?r=1&hid=66074

1 Ocak 2010 Cuma

Beşiktaş'ta Genç Olmak




Yeni kaleci transferimiz İstanbul'a teşrif etmiş. Haberi az önce bir sitede okudum ve ben Beşiktaş'ta sadece bir taraftarken bile rahatsız oldum bu durumdan. Ben taraftar olarak rahatsız olurken "acaba Korcan ve diğer gençler ne düşünmüştür?" diye merak ettim. Korcan'ı ele alalım. Düşünün şimdi, Beşiktaş'ta genç bir kalecisiniz. Abileriniz sakatlanıyor ve kaleyi devralıyorsunuz. İlk olarak yarım devre forma giyiyorsunuz ve 2 gol yiyorsunuz ama yediğiniz gollerde rakip o kadar rahat pozisyonlarda vuruyor ki topları kaleye çıkartamamanız çok normal. İkinci maçınızda hatalı goller yiyorsunuz, evet hatalısınız yediğiniz gollerde ama siz bu takımın 3. kalecisisiniz ve henüz yaşınız çok genç. Bu tarz hatalar yaparak doğru ve iyi olanı bulacaksınız. Özürünüzü diliyorsunuz ve size güvenmelerini, zamanla daha iyi olacağınızı söylüyorsunuz. Hazır lige ve kupaya da ara verilmişken çok çalışmalıyım, daha iyi olmalıyım diye sürekli çalışıyorsunuz. Geceleri rüyalarınızda bile planjonlar yapıyorsunuz toplara. Beyninizde sürekli yeniden o kutsal gördüğünüz formayı sırtınıza geçirmek ve maça çıkmak var. Tüm hayatınız bu olay çevresinde gelişiyor. Üstelik ara sona erdiğinde en fazla 2-3 maç daha oynayabileceğinizi, daha sonra üstünüzdeki kalecilerden birinin zaten sakatlıktan kurtulup sizden kaleyi devralacağını bile bile sürekli çalışıyorsunuz ve o günü düşünüyorsunuz.

Fakat sonra ne oluyor? Kulübünüz yeni bir kaleci transfer ediyor. İlk başlarda çıkan haberleri dedikodu olarak görüyorsunuz ama sonra anlıyorsunuz ki haberler doğru. Yani bu demek ki  kulübünüz ve hocanız size güvenmiyor. Size 2 maç dahi tahammül edemiyorlar. Son maçta yaptığınız hataları referans alıp gelecek maçlarda da aynı hataları yapacağınıza hükmediyorlar. Oysa siz ne umutlarla yaşıyordunuz. Neler bekliyordunuz.
İsterdiniz ki teknik direktörünüz hatalı bir takım sahaya sürdüğünde yada yanlış bir taktik diziliş yaptığında siz nasıl "Büyük hocadır, bu seferlik yanlış yapmış olması ondan bir şey eksiltmez." diye düşünüyorsanız, hocanız da desin ki "Daha gençtir, hata yapması normaldir. Arkasındayız." Hatta özellikle çıksın ve desin ki "Ben de hatalar yaptım. Hemde ne hatalar yaptım. 6 yabancı bile sahaya sürdüm ama geçen sezon bu takıma iki kupa kazandırdım. Korcan'da bu takımın gelecekte kazanacağı nice kupada pay sahibi olacaktır."
Fakat tam tersi oluyor ve size 2 maç dahi tahammül edemiyor hocanız. Benim hayallerim yıkılırdı şahsen. Korcan'ın durumunu da tahmin edebiliyorum.

Hep Korcan üzerinden gittik ama aynı durum altyapıdaki her futbolcu için geçerlidir. Bu transfer sonrası eminim ki, Korcan kaleyi devraldığında umutlanıp "Korcan başardıysa bir gün sıra bana da gelecektir" diye düşünen takımın tüm gençlerinin umutları sönmüştür içinde.

Beşiktaş'ta genç futbolcu olmak o kadar zor ki son zamanlarda, kardeşlerime sabırlar diliyorum.